Özdil
 
 
  OTOBÜS HAREKET SAATLERİNDE DEĞİŞİKLİK   Detaylar için tıklayınız.
  HİZMET STANDARTLARI ENVANTER TABLOMUZ   Detaylar için tıklayınız.
 
 
 
Aktif : 1
Dün : 89
Bugün : 15
Toplam : 10525
IP : 38.107.191.95
 
 
Şu an bir duyuru yok.
 
EĞİTİM
 

ÖZDİL’DE TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE EĞİTİMİN DURUMU VE GELECEĞİ

Prof.Dr. Alipaşa AYAS
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Fatih Eğitim Fakültesi
Dekanı

1. GİRİŞ

Bir bölgede eğitimin tarihi gelişimini incelemek gelecekte yapılacak işleri planlamada ve mevcut potansiyeli anlamada çok önemli yer tutmaktadır. Bu çalışmada Özdil beldesinde eğitime tarihi perspektiften bakarak değerlendirmeler yapılmış ve geleceğe yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.

Özdil’deki eğitimi dört ana döneme ayırarak incelemek mümkündür. Bunlar;

    1. 1900 öncesi eğitim,
    2. 1900-1927 yılları arası eğitim,
    3. 1927-1957 yılları arası eğitim,
    4. 1957’den sonraki dönem

 Bu dört döneme ek olarak acaba Özdil de eğitimin geleceğini daha parlak hale getirmek için neler yapılabilir? Sorusu, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Şimdi bu konulardan her birini sırasıyla inceleyelim.

1900 ÖNCESİ DÖNEMDE ÖZDİL’DE EĞİTİM

Bu dönemin eğitimini iyi anlayabilmek için Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki eğitime çok kısa olarak göz atmanın yararlı olacağı kanaatindeyim. Osmanlı döneminde Müslüman çocukları için iki çeşit okul bulunmakta idi. Bunlar sıbyan okulları ve medreselerdir. Çoğunlukla camilerin yanında yer alan bu okullarda eğitim parasızdı. Çünkü bu dönemdeki eğitim etkinlikleri bir hayır işi, bir dini görev olarak kabul edilirdi. Bu okullar genelde vakıflara bağlı olup masrafları vakıflarca karşılanırdı. Bu okulların denetimi ise yetkili dini makamlar tarafından yapılırdı. Bunun dışında 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan ve öğrencilerini Devşirme Kanununa göre Hristiyan tebaanın çocuklarından seçerek yönetici ve devlet adamı yetiştiren Enderun (Saray) Mektebi de bir diğer Osmanlı eğitim kurumudur (Erden, 1998; Şişman, 2000).

Sıbyan okullarına mahalle mektebi de denirdi. Bu okullara genellikle 4 yaşından itibaren çocuklar kabul edilirdi. Şeriat kanunları kızların da okumasını emrettiğinden bu okullarda karma eğitim (kız ve erkek öğrenciler beraber öğretim) görürlerdi. Sıbyan okullarında okuma-yazma, Kur’an-ı Kerim ve hesap gibi alanlarda bilgiler öğretilirdi. Ancak programın önemli bir kısmını din bilgileri oluştururdu. Bu okullarda sınıf sistemi diye bir şey yoktu. Öğrenciler kendi öğrenme hızlarına bağlı olarak ilerlerdi ve Kur’anı ezberleyenler mezun olurdu. 1850’li yıllarda bu okulların sayısının 12000 civarında olduğu belirtilmektedir (Şişman, 2000).

Özdil’de Medrese eğitimi alan öğrenciler ve hocaları: Soldan sağa doğru; üst sırada: Numan Bıyıklıoğlu, Kazım Hoca, Abdullah Hoca, Mehmet Hatipoğlu, Tahsin Aydın, Hasan Kurt, Hasan İnan, İsmail Adanur, İbrahim Hakkı Bıyıklıoğlu, İsmail Hakkı Bıyıklıoğlu, Ahmet Adanur (Arşiv: A. Bıyıklıoğlu)

Medreseler Osmanlının en güçlü eğitim kurumları idi. Medreseler parasız yatılı ve mezunlarına iş imkanı sağlayan kurumlar oldukları için öğrenciler tarafından çok tercih ediliyordu. Medreseler kendi içinde değişik düzeylerde (ilk, orta ve yüksek) eğitim veren kurumlardı. Yüksek medreselerde çeşitli bilim dallarında ihtisaslaşma söz konusu idi. Buralarda devletin ihtiyaç duyduğu alanlarda (müderris, kadı, din görevlisi, devlet memuru gibi) insan gücü yetiştirilmiştir (Akyüz, 1994).

Şimdi de Özdil’in 1900’lü yıllar öncesi eğitim durumuna bakalım. Özdil’de bir mahalle mektebi olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Ancak medrese düzeyindeki eğitimin var olduğunu gösteren kesin bir delil de bulunamamıştır. Burada bir medresenin var olduğu kabul edilse bile bunun alt düzeyde eğitim veren bir medrese olduğu sanılmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi medreselerde ilk, orta ve üst düzeyde olmak üzere üç dalda eğitim verilirdi. Mahalle mekteplerinde ise sadece küçük yaştaki çocuklara eğitim verilirdi. Özdil’de daha yaşlı öğrencilerinde okutulduğu bilinmektedir. Buradan şu sonuca varılabilir: Çok kapsamlı olmamakla birlikte burada bir alt düzeyde medresenin mekteple birlikte faaliyet gösterdiğini söyleyebiliriz.

Özdil’de o dönemde var olan mektep-medrese bugünkü caminin 100 metre kadar aşağısında Postahanenin olduğu yerde bulunuyordu. Burada alt katta küçük yaştaki çocukların üst katta ise daha yaşlı öğrencilerin okumakta olduğu söylenmektedir. Bu kurumun tarihi konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, beldemizin yaşlı kişileri ile yapılan görüşmelerden 250-300 yıllık geçmişi olduğu öğrenilmiştir. Örneğin, belde sakinlerinden Kazım Çavuş -ki bu kişi 100 yaşlarında vefat etmiştir- kendisinin Özdil’deki mektep-medresenin yapıldığı veya açıldığı tarihi bilmediğini ve bilen bir kişi ile de karşılaşmadığını ifade etmiştir. Bu bize bu kurumun tarihi konusunda oldukça önemli bir ipucu vermekte ve Özdil’deki eğitimin köklü bir geçmişi olduğunu göstermektedir.

Beldemizde söz ettiğimiz bu eğitim kurumunda önemli şahsiyetler görev yapmışlardır. Bunlar arasında Hüseyin Efendi (İstanbul’da eğitim görmüş), Osman Efendi, Mehmet Efendi (Bostanoğlu, Mısır’da eğitim görmüş) ve Ali Adanur (Hacı Baba) sayılabilir. Bunlardan Ali Adanur’un halen hizmet veren beldemiz camisinin temelini attığı söylenmektedir. Bu caminin yapılış tarihi ise 1895 yılıdır. Bu kişiler başta olmak üzere birçok kişi Özdil’de eğitime ve gençlerin yetiştirilmesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu dönemde verilen eğitimde, Osmanlı eğitim sisteminde yukarıda bahsedildiği gibi, dini eğitim ağırlıkta idi. Yani Arapça öğretilen, temel dini bilgilerin verildiği ve özellikle hafız yetiştirilen bir program uygulanıyordu. Burada iki noktayı daha vurgulamakta yarar vardır. Birincisi, Özdil’de kız ve erkek çocukların eğitimine eşit düzeyde önem verilmiştir. İkincisi ise bu bölgede tarikatçılık anlayışının olmamasıdır. Bunda da yukarıda ismini zikrettiğimiz kişilerin önemli etkisi olduğu düşünülmektedir.

1900-1927 YILLARI ARASI DÖNEM

Bu dönemin eğitimi önemli ölçüde Ermeni çetelerinin verdiği rahatsızlıktan, Rus işgalinden ve seferberlik yıllarına rastlamasından etkilenmiştir. Beldemizin yaşlı kişileri ile yapılan görüşmelerde bu yıllarda “2 yıl Cuma namazının dahi kılınamadığı” belirtilmiştir. Hatta iki yıl sonra yeniden Cuma namazı kılmak isteyen halk Cuma gününü şaşırdığı için yakın başka merkezlere giderek önce gün tespiti yapmışlardır.

Burada bir parantez açarak belde halkı ve Türk milleti olarak geçmişlerimize ne kadar zararlar verdiklerini defalarca dinlediğimiz Ermeni çetelerinin, Tarihi gerçekler ortada iken hiçbir köklü bilimsel araştırmaya dayanmayan yalanlarıyla Amerikan parlamentosunu soykırım safsatalarına alet etmelerini ve Amerikalıların da bu saçmalığa bulaşmış olmasını esefle karşıladığımızı belirtmek istiyorum.

Seferberlik emriyle çağrılan köyümüz nüfusuna kayıtlı seksen kişiden sadece sekiz kişinin sağ olarak geri döndüğü de yine bilinen o dönemin gerçeklerindendir. Bu herhalde o dönemin savaşlarının ağır sonuçlarından beldemize düşen en etkileyici sonuçlardan biridir. Nihayet Kurtuluş Savaşının kazanılması ile yeni bir dönem başlamıştır.

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte eğitimde reform hareketleri de başlamıştır. Bu dönemin en önemli olayı 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılmış olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu dur. 1800’lü yıllardan itibaren açılmaya başlayan medreseler dışındaki yeni Osmanlı eğitim kurumları -ki bunlar da din eğitimi ağırlıkta değildi- eğitim sisteminde bir ikilik ortaya çıkarmıştı. Bu arada medreselerde (müderrisliğe atamada bozulmalar, disiplin sorunları, okutulacak dersler arasından akli ve pozitif bilimlerin çıkarılması, softa ayaklanmaları ve medrese - tekke çatışmaları gibi) bazı yozlaşmaların olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu kanunla eğitim-öğretim birleştirildi ve medreseler kapatıldı. Başlatılan reformların devamı olarak 1927’de Harf İnkılabı gerçekleştirilmiştir. Bu tarih itibariyle Türkiye genelinde düşük olan okur yazar oranı yeni alfabeye göre bir anda sıfıra düşmüş ancak bu yeni alfabe ile okuma yazma kolay olduğu için kısa sürede okur yazar oranı süratle artmaya başlamıştır.       

Burada bir hususa da açıklık getirmekte fayda olduğu kanaatindeyim. Her yerde değişime karşı bir direnç vardır. Bunun ilginç örneklerinden birisi Rogers (1983) tarafından şöyle anlatılmaktadır: 18. yüzyılda insanlar gemi ile daha çok seyahat etmekte idi. Bu yolculuk sırasında gemi tutması denen bir hastalık yolcuların ölümüne sebep oluyor, fakat bir çare de bulunamıyordu. Birisi yolculuk sırasında limon suyu içmenin ölümü önlediğini buluyor. Ancak, yolcular uzun süre limon kullanımını benimsemiyor. Sonuçta limonun gemi seyahatlerinde yaygın kullanımı 100 yıl geçtikten sonra mümkün oluyor. Bu bize sağlıkla ilgili çok ciddi bir konuda bile değişimin ne kadar zor olduğunu gösteren önemli bir durumdur. Ayrıca meşhur fizikçi EinsteinAlışkanlıkları değiştirmek buluşları yapmaktan daha zordur” ifadesini kullanmaktadır. Harf inkılabı sonrasında da böyle geçici bir direncin olduğunu bu bölgede de görüyoruz.

1927-1957 YILLARI ARASI DÖNEM

 Bu dönem içerisinde değişik alt dönemlerle karşılaşıyoruz. 1945’e kadar olan dönemde Özdil’de formal anlamda bir eğitim kurumuna rastlamıyoruz. Eğitim için başka beldelere, kasaba ve şehir merkezlerine gitmek gerekiyordu. Bu ise çoğu ailenin yapabileceği bir iş değildi. Ayrıca tarım ve hayvancılıkla uğraşan halk, çocuklarını kendi işlerinde çalıştırmayı yeğlemekte idi. Bu dönemde ülke genelinde eğitimin yaygınlaştırılmasında yaygın sorunlar vardır. Bütçe olanaklarının sınırlılığı, öğretmen açığı, alt yapı yetersizlikleri ve ailelerden gelen dirençler bunun en önemli sebepleridir.

1945’ten sonra ise eğitmenler adı verilen eğiticiler istihdam edilerek öğretmen açığını azaltmaya yönelik bir uygulama başlatılmıştır. Bunun amacı okur-yazar oranını artırmak ve en azından belli ölçüde bir temel eğitimi yaygın kitlelere ulaştırmaktı. Özdil’de, bu dönemde üç yıllık eğitim veren ve eğitmenlerin görev aldığı ilkokul düzeyinde bir eğitim kurumu vardır. Okul binası olarak eğitmenlerin evleri kullanılmıştır. Şakir Adanur (Şakir Hafız), Halit Aydoğdu (Halit Hoca) gibi kişiler evlerinde çocukları okutmuşlardır. Bu öğrenciler daha sonra, şimdiki postahanenin yerinde bulunan mektepte ve son olarak da 1956 Ekim’inde açılan yeni ilkokul binasında eğitim-öğretime devam etmişlerdir. Eğitmen okullarında 3 yıl okuyanlar mezun olarak okur-yazar diploması alıyorlardı. İlkokul eğitime başladığı yıllarda mevcut eğitmen okulu öğrencileri yeni sisteme göre 5 yıl okuyarak ilkokul diploması almışlardır.

1957’DEN GÜNÜMÜZE KADAR OLAN DÖNEM

Ekim 1956’da Uzmesahor Köyü İlkokulu’nun açılışı yeni bir ufuk getirmiştir. Daha sonra Özdil Köyü İlkokulu adını alan bu okulda ilk yıllarda öğretmenlik görevini özveriyle yürüten, başta Halit Aydoğdu Hoca olmak üzere, Sümer Saka, Neşat İpek, Cemal Demir, Osman Dervişoğlu, Faik Akçay Hocaları saygı ve minnetle anıyoruz. Bu tarihten itibaren ilkokulu  bitiren kişiler daha üst düzeyde eğitim almak üzere Yomra ve Trabzon’a gitmeye başlamışlardır. Bu, gerçekten adeta Özdil’in kabuğunu kırması ve dışa açılmasındaki önemli bir aşama olarak görülmelidir.

 

Özdil Köyü İlkokulunun 1956 yılında eğitim-öğretime açılan binası

 1972’de Özdil orta okulunun açılışı ise daha önemli bir atılımı beraberinde getirmiştir. Bu okula kayıt yaptıran 57 kişiden 45’i mezun olmuş ve bunlardan önemli bir kısmı üniversite düzeyinde eğitim almıştır. Bu, Özdil’de eğitimin önemli bir aşama kaydettiğinin göstergesidir. Ortaokulun açıldığı yıllarda okul müdürlüğünü yürüten değerli hocamız Muzaffer Tunç 1973’de yatılılık sınavı için okulumuzdan beş kişi seçiyor ve bunların hepsi sınavı kazanıyordu. Aynı yıl Yomra’dan sınava giren başka hiç kimse bu sınavı kazanamamıştı. Bunun önemli bir başarı olduğu kanısındayım. Bu, beldemizin insanına gerekli motivasyon sağlanarak yeterli eğitim verildiği taktirde her türlü sınavı başarabileceğinin bir göstergesidir.

Özdil Köyü İlkokulunun ilk öğrencileri (Şubat1958) (Arşiv: C. Bıyık):
Nesiye Aydoğdu, Fatma Şahin, Hüseyin Coşkun, Hilmi Ayyıldız, Abdurrahman Ayyıldız, Galip Adanur, Halit Aydoğdu (öğretmen), Resül Sönmez, Neşat İpek (öğretmen), Hasan Altınışık,  Mehmet Coşkun (esnaf), Abdullah Turgut, Ahmet Adanur, Fazlı Adanur, Şaban Adanur, Celal şahin, Osman Adanur, İsmet Şahin, İsmail Hakkı Adanur, Abidin Apaydın, Cemal Bıyık, Bilal Şahin, İsmail Sönmez, Ahmet Aksoy, Arif Ayyıldız, Ali Şahin, Ahmet şahin, Abdurrahman Aksoy.

 

1996’da Çok Programlı Lise’nin açılması beldemizde eğitim öğretimin gelişmesi açısından yeni ve önemli bir gelişmedir. Bu okulun 1999/2000 yılı mezunlarından  ÖSS sınavına girenlerin 18’i başarılı olarak üniversitelerin değişik programlarına yerleştirilmiştir. Bu başarısıyla okul Trabzon liseleri arasında oransal olarak 4. sıraya yükselmiştir.

Genel eğitim durumuna bir bakacak olursak, tespit edebildiğimiz kadarıyla beldemizde halen 352 lise mezunu ve 323 üniversite mezunu kişi bulunmaktadır. Bunun belde nüfusuna göre bir  değerlendirilmesi yapıldığında, lise mezunlarının oranı %10 ve üniversite mezunlarının oranı ise %7 dir. Bu rakamların önümüzdeki yıllarda artacağı muhakkaktır. Ancak bunun için hepimizin çaba göstermesi gerekmektedir. Geldiğimiz seviyeyi küçümsememek gerekir. 43 yıl önce değil lise mezunu ilkokul mezunu kişi sayısı bile çok sınırlı iken ulaşılan bu seviye önemlidir.

Özdil Çok Amaçlı Lisesinin genel görünümü

 6. ÖZDİL’DE EĞİTİM NASIL GELİŞTİRİLEBİLİR?

Günümüzde lise seviyesine kadar olan eğitimin beldemizde var olan Çok Programlı Lise ile birlikte gençlere sağlanmış önemli bir hak olduğu söylenebilir. Sağlanan bu imkandan büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Bu noktadan sonra önemli olan üniversite düzeyinde bir eğitim almak ve sadece beldemizin değil ülkemizin geleceğinde söz sahibi olmaktır. Bunun sağlanabilmesi için velilere, idarecilere, öğretmenlere ve öğrencilere önemli görevler düşmektedir. Bu bölümde eğitimin geliştirilmesi için bu kişilere düşen görevler üzerinde somut bazı öneriler sunarak durmak istiyorum.

Veliler Ne Yapmalı?

Çocuklarınızın yetişmesi için birçok fedakarlıklar yapmaktasınız. Ancak, ilimizin ÖSS sınavlarında Türkiye genelindeki başarısı düşüktür. Bu başarıyı artırmak için gençlerimize daha fazla imkan sağlamanın yollarını aramalıyız. Ülkemizin başka yerlerinde çocuklar hem dershaneye gönderilmekte hem de özel ders almaları sağlanmaktadır: Aydın ili buna örnektir ve ülke sıralamasında hep başlardadır. Burada belki çocuklara özel ders aldırma imkanımız yok ancak en azından dershaneye mutlaka göndermeye çalışalım. 

Burada bir öneri de getirmek istiyorum. Bugün Özdil’de (Özdil’li olan) her branşın öğretmeni var. Bu öğretmen arkadaşlarımız hafta sonu çoğunlukla ziyaret amacıyla köyde bulunmaktadırlar. Gelişlerinde yapılacak bir programla öğrencilere toplu olarak ve makul bir ücretle bir-iki saat bile olsa ders verebilirler. Bilindiği üzere, Trabzon Lisesi iki yıldır kendisi üniversiteye hazırlık kursları düzenlemekte ve yoğun ilgi görmektedir. Benzeri bir uygulamayı burada yapabiliriz. Bu velilerimize de daha az yük getirir.

Bu arada veliler bir araya gelip bir vakıf kurup zeki fakat imkanları sınırlı çocukların desteklenmesi sağlanabilir.

Öğretmenler Neler Yapabilir?

Öğretmenler, bu bölgedeki öğrencilerin önünde gelecek için iki alternatif olduğunun bilincinde olmalı. Bunlar ya okumak ya da sporla uğraşmaktır. Bu iki konuda da öğretmenlerin gençlere yardımcı olabileceği açıktır. Bölgemizin özelliğinden dolayı gençlerimizin uğraşabilecekleri alanlar sınırlıdır. Öğretmenlerin ihtiyacı olan lojmanların tamamlanması ile birlikte burada ikamet etmeleri ve gençlere daha fazla zaman ayırmaları beklenmektedir. Yukarıda önerilen Çok Programlı Lise öncülüğünde açılacak bir üniversite hazırlık kursunda da öğretmenlerden fedakarlık beklenmektedir.

 

Öğretmenler toplumun mimarlarıdır. Atatürk’ün veciz sözünde ifade ettiği gibi “Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır”. Eğer geleceğimizin bu günümüzden daha iyi olmasını istiyorsak gençleri iyi yetiştirmeliyiz. Toplumda bugün beğenmediğimiz eleştirdiğimiz her türlü yozlaşmanın eğitimle düzeltilebileceği konusunda hiçbirimizin şüphesi yoktur.

Öğrencilerin yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesi gerçekten önemlidir. Bu nedenle zihinsel yetenekleri üstün olan öğrencilerin fen ve sosyal alanlara, psiko-motor (bedensel) yetenekleri iyi olanların da spor, resim ve diğer ilgili alanlara yönlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi buradaki gençlerin okuma ve spor yapma dışında uğraşabilecekleri işler sınırlıdır. Derslerden sıkışan gençlerin spor yaparak dinlenmesi onların derslerdeki başarısını artıracaktır. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” özdeyişini unutmayalım.


Özdilspor futbol takımı (2001) (Arşiv: M. Adanur)

İdareciler (Yöneticiler) neler yapabilir?

İdareciler öğrencilerin daha iyi yetişmesi için gerekli alt yapıyı ve organizasyonları hazırlamalıdırlar. Örnek olarak derslerde gerekli araç gereçlerin okullara zamanında sağlanması, öğretmenleri bu araç gereçleri kullanmaya teşvik etmesi, okullardaki alt yapı sorunlarının çözümlenmesi gibi işleri yapmalıdır. Burada idareciden kastedilen sadece okul müdürü değildir.

Yukarıda önerilen çok programlı lisenin hafta sonlarında bir dershane gibi kullanılması idarecilerin gerekli kolaylığı göstermesi ve alt yapının tamamlanması ile mümkündür. Bu konuda tecrübesi olan Trabzon Lisesi ile işbirliği sağlanması konusunda gerekli işlemlerin yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Çok programlı lisede programların zenginleştirilmesi ve beden eğitimi, resim ve müzik gibi programların açılmasına çalışılması gençlerin farklı alanlara yönelmesi açısından yine önemli bir gelişme alanı olabilecektir. 

Öğrenciler neler yapabilir? 

Öğrenciler, kendilerine güvenenleri mahcup etmeyecek bir bilinç içerisinde zamanlarını en etkili bir biçimde değerlendirmelidir. Başarının sırrı çalışmaktır. Burada nasıl çalışmanız gerektiği konusuna değinecek kadar zamanımız yok; ancak Özdil Çok Programlı Lisesi Tanıtım Dergisi’nde yayınlanan  “Nasıl Ders Çalışalım” kısmını yeniden okumanızı tavsiye ediyorum. 

Atatürk’ten bir söz ile bitirmek istiyorum “Gençler Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz”. Ümit ediyoruz ki Özdil gençliği bu uğurda çalışacak ve başarılı olacaktır.

KAYNAKÇA

Akyüz, Y. 1994. Türk Eğitim Tarihi. 5. Baskı, Kültür Koleji Yayınları, No: 4. İstanbul.
Erden, M. 1998. Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Alkım Yayınları. İstanbul.
Şişman, M. 2000. Öğretmenliğe Giriş. 2. Baskı, Pegem Yayıncılık. Ankara.

 
 
 
 
 
Özgeçmiş
Hitap
  Mesaj Gönder
 
 
 
 
 
 
 
Meteoroloji G.M.
 
Detaylı havadurumu için tıklayınız.
 
 
TC Kimlik No E - Türkiye TBMM Resmi Gazete TSK Sosyal Güvenlik KTÜ Trabzonspor Trabzon Bel. Yomra
 
 
Web Tasarım & Programlama : Emrah ÇAĞLAYAN caglayanemr@hotmail.com